Murat Kekilli
Murat Kekilli
Murat Kekilli
3 2 1
Murat Kekilli Röportaj
Eklenme tarihi : 14 Mayıs 2008
 

-Nerden gelirsin,nereye gidersin?
MK: Evlat,hepimiz Allah’tan geldik Allah’a gideriz.

-Tek kelimeyle özetle kendini
MK: Ben Murat Kekilliyim.

-Tek kelime
MK: Ben Murat Kekilliyim.Sadece Murat Kekilliyim.

- Bir tane kelime?
MK:Mavi.

 -Neden?
MK:Hayat.Evrende bir tek mavide hayat var.Yakaladım be öff (Gülüşmeler)

-Kendini ait hissettiğin kavramlar?
MK: Sevgi

-Sıfatı?
MK: “O”

-Herkese “O” diyebilir miyiz?
MK: Herkes onun bir parçası olduğuna göre evet diyebiliriz

-Mutluluk?Peşinden mi koşuyorsun o’mu sana geliyor?
MK: Artık Koşmuyorum.

-Var olduğuna inanmıyor musun,yada aramıyor musun?
MK: Mutluluk şah damarımızdan daha yakınmış.Geç keşfettim.Boşuna koşturmuşum peşinden.
-Adı ne?
MK: Herkesin bildiği bir ad “O”
-Umudun?
MK: “O”
-Kaynağı?
MK: “O”
-Maddeye ne kadar ihtiyacın var?
MK: İhtiyacım olduğu kadar.Fazlasını kullanmıyorum.İhtiyacımın olduğu şeyin üzerinde sınırsız oynayabilirim.Ama sınırsız bir şey verilirse bana sınırlanmış hissederim.Ne yapacağımı bilemem o zaman.
-Peki abi seviyorum diyorsun,her şeyi sevgiye bağlıyorsun.Sevginin diğer kavramlardan farkını biliyor musun?Mesela; acımak ve sevgiyi birbirinden ayırt edebilir misin?
MK: Ben akıllıyım.Akıllı olduğumu düşünüyorum.
Bunu ayırt edebilirisin yani?
MK: Kesinlikle.
Hiç düşmedin mi ikileme?Acıdığın bir insanı sevdiğini sandığın hiç olmadı mı?
MK: Acımakta,merhamette bir sevgi gösterisidir.
-Acımak gelip geçicidir.Sonra hesabını sorarız.
MK: Hayır!
-Evet!
MK: Acımak sonsuzdur.
-Bize ait değildir.
MK: Acımak kalmadığı zaman,sevgini her şeyini yitirirsin.Bir insana normalde ne kadar sevebilirsin diye sorulduğunda,en fazla içimden geldiği için yada onu görünce kalbim çarptığı için diyebilir.Ama o sevginin içinde Allah rızası olmazsa o sevgi sevgi değildir.Seni çok seviyorum cümlesi tek başına bir anlam ifade etmez.O sevgi bir yerde mutlaka son bulur. Cinsellikte yada mavide yani bir yerde son bulur.Ama bir yere dayandırdığımız zaman o zaman sınırsızdır.Onun sonu yoktur.Sınırlı olduğum için sınırsızım zaten.
-Yani birine seni seviyorum deyip ondan sonra seni sevmiyorum demezsin.
MK: Normalde dersin.Ancak içinde Allah rızası olan bir sevgi varsa o zaman sınırsız bir sevgiye ulaşırsın. Çünkü sevdiğine karşı insan merhametlidir.Merhametinden,acıma duygusundan ve Allah’ın rızası için,sevdiğini koruma ve canını feda etme noktasına geçiyorsun.Bir insan canından kolay kolay vazgeçmez.Çünkü hayat tatlıdır.Ne için vazgeçersin hayattan?Gerçekten sevdiğin için.Gerçek sevgide görecelidir.Buna karşın göreceli olmayan bir sevgiden bahsedecek olursak,tek bir sevgi vardır geriye kalan,en gerçek sevgi.O’da Allah rızası için olan sevgidir.
-Türk Kim Türkiye neresi?
MK: Türk’ün kim olduğu yada Türkiye’nin nerde olduğu beni çokta derinden etkilemiyor.Çünkü Türk’ün Arap’a Arap’ın Türk’e,Alman’ın Türk’e üstünlüğü olduğunu düşünmüyorum. Üstünlük ancak takvadadır.
-Kim üstün diye sormuyorum.Bulunduğun toplumu tanımlamanı istiyorum.
MK: Ben Türküm.Türkiye’yi batıya göre doğu diye nitelendiriyorum.Yani Avrupa’ya göre doğu diyorum.Türk ise benim için daha merhametli daha duygusal,düşene yardım eden daha acımayı bilen.Yemekleri daha lezzetli diye düşünürüm ve doğu batıdan her zaman insanlık yönünden daha ilerdedir.Türkü de seviyorum Türkiye’yi de seviyorum.
O zaman sevdiklerimiz için neler yapmalıyız?
MK: Herkes için değişir.Bizler kurtuluş savaşında sevdiğimiz değerler uğruna,canımızı her şeyimizi feda ettik. Bir takım savaşlardan geçtik.Hala iç savaşlardan,bireysel savaşlardan geçiyoruz.İnsan sevdiğini için neler yapar? Herkes için değişir.Kimi canını, kimi malını, kimi daha öteye gidip ailesini feda eder.
Murat Kekilli ne yapıyor şuan Türkiye için?
MK: Ben onları seviyorum.
Sevmek yetiyor mu?
MK: Bir canlı için kendimizi feda etmemiz gerekiyorsa ederiz  ama çok  çok özel bir şey yapmam mı gerekiyor, bu durumda benim elimde bir yetenek var;müzik.Müzisyenim ben.Doğruyu iyiyi anlatmaya çalışıyorum bu şekilde.İnsanların anı yaşamak peşinde koştuğu bu donemde ben bencilliklerin yerine hayatta birazda başkaları için yaşamamız gerektiğini düşünüyorum.Toplum içinde nefes aldığımız sürece o topluma karşı sorumluluklarımız olduğunu düşünüyorum.
-Sorumun cevabı bu değil.
MK: Vallahi cevabının ne olduğunu bilmiyorum.Ülkeme çok özel bir şey yapmam için,o zamanın gelmesi gerekiyor.
-Sen özel bir durumdasın zaten.Özel bir yeteneğin var.
MK: Ben bu şekilde kullanmıyorum.Bunun dışında ülkem için neler yaparım diye oturup düşünmedim.Hadi ben ülkem için birini öldüreyim diyemem.Eurovision’a katılayım,hastane yaptırayım gibi bir konumun yok.Ancak birisi gelecek bana bir yardım konseri var diyecek,ben de tamam geliyorum diyeceğim.Yani elimdeki malzemelerle bina kurabilirim.Elimde malzeme yokken kimsenin bana bina yap demeye hakkı yok.
-Sen bunları yaparken,sahnede 3-5 laf ediyorsun,sevgini ifade ediyorsun yeri geldiğinde eleştiriyorsun.Sahneden indikten sonra,pişman olduğun keşke yapmasaydım dediğin şeylerin farkına vardığında ne yapıyorsun?
MK: Tabi ki oluyor ama özel bir şey yapmıyorum.Hata da yapmalıyız.İnsanız çünkü.Ben hatalarımla bir bütünüm.
-Bırakacağım dediğin bazı şeyler var.
MK: Evet müziği zamanı geldiğinde bırakacağım.O zaman ne yapacağımı bilmiyorum.
-Nasıl yani gitarı kaldırıp çöpe mi atacaksın?
MK: Kendime yapacağım müziği.12-13 yıllık zaman zarfında kitlemde azalma yok ama albüm satışlarında herkeste olduğu gibi büyük bir düşüş var.Eğer albümleri yapmaya devam edersek,bir müddet sonra bunları karşılayamayacak nokta geleceğiz.Müziği kendimize yapacağız daha dar anlamda.
-Yani albüm satışlarının gelirlerimi etkiliyor seni?
MK: Bir şeyler üretmeye çalışıyorum.Emek veriyorum.Tamam ben sanat sanat içindir diyen bir adamım.Lafımın arkasındayım.Acımdan ölsem dahi ben bunu yapacağım.Biliyorum ki bu yetenek bana verilmiş.Bunu en doğru şekilde kullanmam lazım.Ama ben bu durumu 5 sene öncesi gibi düşünemem.En azından mevcut durumumuzu koruyabilmeliyiz.Madde olarak yerimizde sayalım önemli değil.Ama ürettiğimiz eserler açısından ileriye gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.
-O zaman kendinle çelişmiyor musun?Hem bırakmaktan hem de daha iyi eserler yapmaktan bahsediyorsun.Daha iyi eser yapmak için de gelire ihtiyacın olduğunu söylüyorsun!
MK: Bırakmak göreceli bir şey.Müziği kendime yaparım.
-Müzik kendine yapılacak bir şey değil.
MK: Sanatın benden istediği budur.Sanatı benim için yap der.Bende tamam derim.
Eskiden sanatçıya deli derlermiş.Onlara kız vermeyin,kapınızı açmayın derlermiş.
MK: Evet ,evet.Karacoğlan aşık Veysel gibi.
-Şimdi nedense bu sıfattaki insanlar baş tacı ediliyor,hatta nerdeyse ilahlaştırılıyor.Maddi gelirler artınca mı siz akıllandınız,kıymetiniz anlaşıldı?
MK: Akıllanmadılar.Daha da delirdiler.Günümüzde her şeyin şekli şemali değişti.Eskiden insanlar halk için yaparlarmış sanatı.Zaman içinde süzülerek sanat sanat içindir gerçeği kalıyor geriye.Böyle olunca aç kalmaya hazır olun sonucu çıkıyor ortaya.Açlık iyi bir şeydir.Erdemdir biliyor musun açlık.Öyle olmasa oruç tavsiye edilmezdi. Delilikte güzel bir şeydir.Deliğin kriteri yoktur.Çokluk ve azlığa göre karar veriyorlar.Dağ başında kırmızı bir ışığın senin için bir anlamı yoktur.
- Konuyu güzel açtın.Dağlarda yaşıyordun.Neden geri döndün mutlu değil miydin?
MK: Şu an da dağda yaşıyorum.Tarabya da şurada burada yaşamıyorum.Bir dönem yaşadım.Asıl şimdi dağlarda yaşıyorum.İstanbul’un çok dışında.
-Yoo! Yaşadığın site gayet güzelmiş!
MK: Kesinlik öyle değil.Site?
-Evet öyle diyorlar.
MK: Pencereden bakınca inekleri görüyorum orda.Dağ başı yani.Dingin,ürettiren.
-İneklere bakarak üretebiliyor musun?
MK: Tabi ki.
-Mesela?
MK: Ben hiç bir şeye karışmam.Otumu yerim ne haliniz varsa görün diyorlar.Ancak insanlar o olsun bu olsun.Daha çok çalışayım diyor.
-Senin yaptığın tarz Anadolu rock.
MK: Eyvallah.Öyle de diyebiliriz.
Anadolu'dan kendi özünden vazgeçmeyen bir akım.Neyi anlatıyorsunuz siz abi? Hep şarkılarda aşk var.Peki fark nerde?
MK: Evet hayatım.Aşkı anlatıyorumAşkın kekilli halini.
-Ben bu anlatımında sadece karşı cinse olan aşkı görüyorum.Anonimler hariç.
MK: Öyle düşünme.Ben genel düşünüyorum.Froit’i haklı çıkartırız o zaman aşkın bütün yolları cinselliğe çıkar.
-Bütün yollardan bahsetmiyorum.Senin şarkılarının…
MK: O kadar da olsun hep börtü böceğe olacak değil ya.

-Genel konuşuyorum ayrıca bir şey yaptığını düşünmüyorum ama…
-Kadınların olmadığı kısım hayatımın var olan kısmı.Sana ait birebir cümle.Doğru mu?

MK :……(sessizlik)Öylemi demişim?Çok mu acı çektim ya ben kadınlardan.(Gülüşmeler)Nasıl söylemişim,hangi ruh haliyle söylemişim.Demek insanlar hayatında böyle değişikliklerde yaşayabiliyor.

-Bunu söylediğin zaman diliminde biri TV. Programında yeni şarkın olan “bir sen birde sana benzeyen” isimli şarkını söyledin çelişki değil mi bu?
MK: Aferin bana be! İyi bir cümle kurmuşum.Ama açma bunu.Hayır hayır açma.Bu kalsın.Ama doğru söylemişim.
-O zaman gelip geçici bir heves bu?
MK: Hayır.Ulaşmamalıyım.
-Hayır heves bu.
MK: Hayır.O değil.
-Neye ulaşmamalısın kadına mı?
MK: Hayır ya.
-Aşık olduğuna mı?
MK: Evet.

-O zaman aşk heves demektir.
MK: Hayır!

-Evet! Aşk eşittir heves.Maddesel olarak ulaşınca yada onda bir ışık görünce hevesin geçiyor.Maymun iştahlısın.Ayran gönüllüsün.
MK: Hayır.
-Bunu anlıyorum ama ben.
MK: Sen Leyla ile mecnun hayatını bile bilmiyorsun.
-Nasıl bilmiyorum.Biliyorum tabi ki.
MK: Leyla çok güzel bir kadın değil aslında.Sadece bakışları güzel.Mecnun leylaya ulaştığında “ulan Leyla bu mu?” Hayır Leyla bu değil” diyor.Sonuç olarak aşk ona ulaşamamak.
-Ee aşk gelip geçici o zaman.
MK: Hayır.İçine Allah rızasını koyarsan sınırsız olur.
-Biz bunu kimsede bulamayız  ki.
MK: Öyle düşünme.
-Peki arıyor musun sen hala?
MK: Bu konuyla alakalı hiçbir şey sorma.
-Tamam.Bir köşe yazında şöyle bir şeyden bahsetmişsin.Alkollü bir erkek bir gece bir bayanla birlikte olur.O gecenin meyvesi bir kız çocuğu dünyaya gelir.Sonra biz de şarkı söyleriz “biz erkeklerin günahı kız sizlerden sorulacak” diye.Doğru mu?
MK: Şöyle anlatayım.Alkol insanı uyuştur mu?Evet.Ben çok kullandım abi.Küp gibi yattım bir dönem.Ayık gezmezdim.Çok kötü bir dönem geçirdim ve o zamanlar ne yaptığımı bilmezdim.Sabah uyanırdım akşam ne yaptığımı hatırlamazdım.Bir gün dedim ki ben niye akıllıyım,hayvanlardan niye farklıyım? Veya farklı olmam mı gerekiyor.Olmam gerekiyorsa gerektiği gibi olmalıyım.Olduğum gibiysem olduğum gibi görünmem lazım.ama ben sabah ne yaptığım hatırlamıyorum.Hatırlamıyorsam ve bu kötü bir şeyse neden bunu yaptım?Hatırlamaya çalışıyorsam ve hatırlayamıyorsam neden yapıyorum..Aklımı kullanamıyorsam bana verilmiş aklın ne önemi var.Akılsız olayım daha iyi.Benim aklıma ihtiyacım varsa aklımı uyuşturmamam lazım.Bana verilmiş şeyi kullanmam lazım ve doğru kullanmam lazım.bunu kullanmaya karar verdim.Hayatımda ilk kez bir şeye yemin ettim.İnsan olmaya karar verdim.
-Bocaladın mı?
MK: Evet.Ama insan olmaya karar vermiştim o kadar.
-Nasıl yendin o şeytanı?
MK: İnsana verilmiş yetenekler vardır.İnsanın  içinde bunu yap bunu yapma diye 2 tane varlık gizlidir.Onları barıştırıp bir araya getirdiğinde nefsini, arzularını ,fikrini, heveslerini,gerçek ruhunu duygularını,kalbini ve aklını bir araya getirince aşamayacağın şey yoktur.Bunlar her zaman düşman değildir.Bazen ihtiyacın olduğu kadar vermen gerekiyor.

-Merak?
MK: İnsanı geliştirir.

-Nefse alet oluyor bazen hatta çoğu zaman.Onu nasıl dengeleyeceğiz.
MK: Çokluk ve azlığa göre.Nefis her zaman fazla olanı ister.
-Şimdi sen ulaşamamak dedin. Benim aklımda 40 tane tilki dolaşmaya başladı.Bunlardan bir tanesi platonik aşkı söylüyor.
MK: Ben ulaşamamanın farklı yönünü anlattım sana.
-Ben de algılayamadım.
MK:İçinde Allah rızasının olduğu bir ulaşamamanın sonsuz bir feyzi vardır.Ne güzelliği,ne parası,ne dini,ne şusu ne busu için seversin.Hepsi gelip geçici.Hiçbir şey için değil yani abi.Daha büyük sevgi arama yok zaten.
-Her şeyi seviyorsun anneyi babayı aileyi.Hepsini aynı seviyorsun.benim anlamaya çalıştığım sen sevgiliyi nasıl seviyorsun?Bir farkı olmalı.
MK: Bu çok zor bir konu ya.Ama hep dediğim gibi içinde Allah rızası olan bir sevgi en büyük sevgidir.Bunun üstüne de başka sevgi koyma.
-Hadi herkese son bir şey söyle.
MK: Seni seviyorum.Hepinizi seviyorum.beni takip etmeye devam edin :)

Bu konuşmayı da Mevlana’nın bir sözüyle sonlandıralım;

Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
röportajı yapan : Neslihan Duman